Güven, tecrübe, çalışkanlık, başarı ve iyi bir dost: Hasan Erdem

Körfez Konseyi İşbirliği Ülkeleri’nde Hasan Erdem ismi daima güven, tecrübe, çalışkanlık, başarı ve iyi bir dost olarak kabul görür. Biz de 31 yıldır aynı yerde hizmet veren Selam Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Erdem ile bunun sırrını konuştuk.

Güven, tecrübe, çalışkanlık, başarı ve iyi bir dost: Hasan Erdem

Özlem YERLİKAYA / BURSA

Hasan Erdem’i Bursa kamuoyu çok yakından tanıyor. Selam Turizm olarak 31. Yılınızı kutluyorsunuz. Biraz Selam Turizmin geçmişinden bahsedebilirmiyiz?

1985 yılında Selam Turizm adında bir firma kurduk. Selam Turizm 1992 yılında seyahat acentesi oldu. 1985’ten günümüze aynı yerde aynı işi yapıyoruz. Selam Turizm olarak Ortadoğu ve Arap turizmiyle ilgileniyoruz. Yani Körfez Konseyi İşbirliği Ülkeleri olan Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerden gelen turistlerimize kentimizin güzelliklerini tanıtıyoruz.

31 yıl aynı yerde aynı işi karşı tarafa her şeyden önce güven veriyor. Bunun sırrı nedir?

Otuz bir yıldır aynı yerde aynı işi yapmak, uzun bir süre dayanmak sabır ve sebat göstermek başarının temel kaynağıdır. Sabır hem başarının anahtarı, hem de acıları yok eden en büyük ilaçtır. Sabır edenler elbette hem Allahü Teala’nın ilahiyatına maruz olur, hem işlerinde başarılı olur, hem de tahtına nazır olur. Dolayısıyla sabrı insan eğer insan hayatında insan yaşantısında sabır ve sebatli olur. İstikrar çok önemli, yani sürdürülebilir bir takım projelerin sahibi olmak, sürdürülebilir bir takım çalışmaları içinde olmak çok önemli.

Başarı sırlarınızdan birisi de sabırlı olmanızdan geliyor sanıyorum…

Benim hayat çizgimde sabrın çok büyük bir önemi vardır. Kızmak istediğim bir kişiye sabırla kızmamaya çalışırım. Bana yanlış yapan bir kişinin kalbini kırmamak için çok sabır ederim. Sabır sadece ticarette değil insani ilişkilerde de çok önemli. İnsani ilişkilerde gönül kırmak bir an meselesi ama bir gönlü kazanmak yıllarını alır. O yüzden insan kalbi cam gibidir kırdığın zaman tamiri mümkün değildir. Çünkü ustası sen değilsin. İnsanın gönlünü kırmak Hz. İbrahim’in yapmış olduğu Kabe’yi kırmaktan dökmekten daha kötü ve daha acıdır. Çünkü Kabe’yi Hz. İbrahim yaptı. Oğlu Hz. İsmail ile beraber ama kalbini yüce rabbimiz Cenab-ı Allah yaptı.

“Bizim başarı öykümüzün temelinde üç şey çok önemli.  Bir söz verdiğin zaman neye mal olursa olsun onu tutmak, konuşurken yalan söylememek, bir de emanete ihanet etmemek.”

 

Gerçekten çok etkilendim. Peki sizin hayat felsefeniz nedir?

Benim hayat felsefemde Cenab-ı Allah’ın rızasını kazanacaksın onun rızasına mazhar olmak istiyorsan önce onun yarattığı insanları seveceksin. Onları gönlüne alacaksın, onlara kem gözle asla bakmayacaksın. Yüreğinde hiç bir insan için düşmanlık dahi olsa onunla ilgili kötü bir art niyet taşımayacaksın. Bu çok önemli çünkü yüreğinde taşıdığın her bir negatif düşünce negatif bir frekans, her kötü düşünce döner seni bulur.  Anlayamazsınız karşınıza çıkar. Tabi birde hayatta her zaman empati kuran,  empati yapmayı seven biriyim. Kendime yapılmasını istemediğim bir şeyin başkasına yapılmasını istemem. Sen birisine bir şey emanet ettiğin zaman nasılsa aynı şekilde geri iade edilmesini istiyorsan aynı şekilde insanlar size bir şey vaad ediyorsa istediklerinin de yerine getirilmesini bekliyorlar. Karşındaki insandan sana karşı yalan konuşmasını istemiyorsan yanıltmak istemiyorsan aynı şekilde başkaları da senden bunu bekler.

 

                                                        

Bursa’da Arap turizmi dendiğinde akla gelen ilk isim olan Hasan Erdem ‘in başarı öyküsü nedir?

Açıkçası bizim başarı öykümüzün temelinde üç şey çok önemli.  Bir söz verdiğin zaman neye mal olursa olsun onu tutmak, konuşurken yalan söylememek, bir de emanete ihanet etmemek. Bu çok önemli ve insanlar tarafından en çok takdir edilen şey de budur. Belki bir kişiyle başlarsın, bir kişi üç beş kişi getirir, o kişilerin memnuniyeti başka bir kişileri getirir ve bu kartopu gibi büyür gider. Biraz önce de saydığım bu ülkelerde bir kaç tanıdığım vardı. Şimdi binlerce beni tanıyan insanlar var. Bugün Kuveyt’e gitsem, seçime girsem en çok oyu alan kişilerden birisi ben olurdum. (Gülüyor) Yani birçok milletvekili seçim arifesinde toplantılara benimle katılmak istiyor. Gel bizim yanımızda ol, bizim yanımızda dolaş, içimizde iki cümle Arapça sen sarf et diyen arkadaşlar oldu. Neden? Çünkü o ülkelerde sevgi tohumu insanların yıllarca gönüllerini kazanmaya çalıştık sevgi eken sevgi bulur kin ve nefret ekenler düşmanlık tohumu ekenler düşmanlık bulur bu çok önemli.

Bir bürokratla bu bölgeye gezmeye gitmiştim, onu da götürdüm. Yanımda gösterilen ilgi alaka karşısında şok oldular. Tabii ki her gün iki üç defa davet alıyoruz ve tabi ki gidiyoruz.  İnsanların sevinçten ve mutluluktan gözlerinin içi gülüyor. Sanki çok yakın bir akrabasını görmüş gibi tüm aile fertleri hepsi sevgiyle, muhabbetle ellerinde avuçlarında ne varsa sofraya koymak kaydıyla son derece mutlu görünce o kişi söyle bir şey söyledi. Ben birçok bürokratla gezilere gittim. Üst düzey yöneticilerle de gittim. Üst düzey protokolle de gittim. Ama ben böyle bir ilgi alaka ve sevgi görmedim. Nasıl bir sevgi bu? İşini seven insan ve de seninle beraber iş yapan insanlara sevgin varsa saygın varsa bu iş böyle devam ediyor. Biz işimizi aynı zamanda layıkıyla, sevgiyle, aşkla bağlı olduğumuz için turizm işine bizim ülkemiz de her turist bir misafirdir. Yani ağırlanması gereken kalbi kırılmasın ve evimizden gittiği zaman bize dua eden bir insan olarak evden çıkması gerek. Ülkemizden böyle ayrıldığı zaman hem size katma değer olarak döner, hem ülkemize katma değer olarak döner. Biz 30 yıldır turizmciyiz.  30 yıldır bu turizm camiasında olarak biz Türkiye olarak aynı zamanda birer turizm elçisiyiz. Türkiye’yi temsil eden, yurt dışında temsil eden Türk vatandaşlarıyız. İyi niyetle temsiliyet iyiye, kötü niyetle temsiliyet ülkemize zarar getirir. Bu anlayış ve bu düşüncelere göre 30 yıldır hata yapmamak mümkün değil ama hatayı telafi etmek önemli birisinin kalbini kırdıysak üç gün uğraşıyoruz. O kalbi tekrar nasıl kazanmaya çalışsam bir personelimiz bir misafirimize karşı yanlış bir davranış sergiliyorsa onu telafi ettirmek için belki de defalarca promosyon uygularız, tatlı söz söyleriz, davetlerde bulunuruz. O güne kadar verdikleri emeklerimiz o kişinin yaptığı hatadan dolayı üzülmesin diye ve sınır kapımızdan dışarı çıktığında mutlaka telefon açıp teşekkür ederek ayrılması gerekiyor.

Bursa’da Ortadoğu ve Arap turizminin önemi nedir?

Türkiye için her turistin önemi vardır. İnsani önemi var. Bursa’mıza gelen turistin başımızın üstünde yeri var.   Avrupa Birliği ülkelerindeki turistler yıllarca turizm sektörüne katkılar sağladılar ve milyonlarca insan ülkemize döviz bıraktı. Dünyanın hangi ülkesinden gelirlerse gelsinler hepsi bizim için çok önemli, ülkemiz için çok önemli. Bizim çalışma alanımız içerisinde Ortadoğu bölgesi tüm yoğunluğumuzu bir bölgede yoğunlaştırmayız. Çalışmalarımızı bir çok sepete bir miktar paylaştırarak bir tanesinin devrilmesi halinde diğerleri sağ kalsın bu sektörde bir tanesi giderse diğerlerinin ayakta tutunması gerekiyor. Bunu sağlayan da Ortadoğu pazarı olmalıdır. Avrupa Birliğin de Rusya olmalı, Çin olmalı, Amerika olmalı, yani değişik dünyaların değişik yerlerin de bizim yoğun bir şekilde çalışmamız gerek. Ortadoğu turizmi tabi ki turistlerin ve gelen ziyaretçiler diğer turistlerden beklentileri farklı, onların da onlardan farklı beklentileri var. Bunların beklentilerinin olması için oldukları bölge Güney Marmara ve Karadeniz bölgesi. Yani Marmara, Güney Marmara ve Karadeniz havzası olduğu gibi Batum’a kadar onların arayıpta bulamadıkları tabiat güzelliklere sahip olan bölgemiz her yönüyle  turistlerin çok hoşlarına gidiyor. Turistler ne istiyor? Dağ istiyor, orman, şelale, akarsu, nehir ister. Ilıman iklim ister. Yaz aylarında AVM, lüxs oteller, park oteller isterler. Bunlar da her geçen gün çoğalan şeyler. Doğal güzellikleri zaten verilmiş. Bursa’nın bir Uludağ’ı son derece turizmin tam bir öz kaynağı teleferikten yukarı çıktığınızda bir panoramasını izleme şansınız var. 20 km yol gittiğinizde Mudanya gerdanı var.  Altın gibi diğer tarafta Trilye denizle iç içe diğer sahil ilçelerimiz var. Tarihi var Bursa’nın…Çok güzel bir yönü daha var dünyada eşi benzeri olmayan inciri, şeftali, deveci armudu yetişiyor ve buna benzer bir çok meyve ve sebze bu yabancı turistlerin içini açan onları farklı dünyaya taşıyan zenginlikleri bizim sebze pazarlarımız yani her haftanın değişik bölgelerinde yapılan meyve sebze pazarları ve o meyve ve sebze çeşitlerinde ki zenginliği turistlerin gözünü kamaştırıyor her şey taze bahçeden doğal koparılmış organik bir şekilde tezgahına satılıyor. Köylünün çiftçinin elleriyle sundukları meyveler çok taze bu turistler için çok önemli günümüzde şoklanmış, proteini azalmış besleyici özelliğini kaybetmiş ve organik olmayan ürünler artık turistlerin çok tercih ettikleri gıdalar değil. Bu bizim için büyük avantaj, büyük bir kaynak ve tabi ki iyiye doğru gidecek. Bursa turizm sektöründe ileride ben inanıyorum ki onlarca turistin geldiği ağırlandığı önemli bir turizm akını olacak. İnanılmaz bir alt yapısı olacak. Bursa’nın turistlik kaynakları çok müsait ve tarihi çok değerli.

“40 gün bir kavimle aynı yerde yaşarsan onlardan olursun” Onlarda bizimle 40 yıldır aynı kentte yaşadıkları için kardeş gibi oldular. Acımızla hüzünleniyor, sevincimizle coşuyorlar.”

Bursa’yı o kadar güzel anlattınız ki…Peki ya yatırım konusunda sizce Bursa Arap ve Ortadoğulu yatırımcılar için güvenli ve karlı bir limanmıdır?

Bursa’ya son günlerde konut yatırımı yapmak için gelen birçok Arap var. Onlar Bursa’yı çok güvenli bir şehir olarak görüyorlar. Ortadoğu coğrafyasında son yıllarda maalesef sürekli savaşlar var. Her ülke kendini tedirgin hissediyor. Her ülkenin vatandaşı kendisini güvende hissetmiyor. Bu Ortadoğu coğrafyasında baktığımızda en güvenilir ülke Türkiye olduğunu görüyoruz. Her yönüyle güvenli dolayısıyla o bölge birde bir savaş olması halinde hiç olmazsa başını sokacağı bir evi olsun mantığı ve düşüncesi var. Otellere binlerce dolar para veriyorlar hiç olmazsa diyorlar ki bizim bir evimiz olsun otele para vereceğimiz kadar evimiz de kendi mutfağımızda yemeğimizi pişirip iki veya üç ay tatilimizi yaparız. Yani yıllarca otellere vereceğimize bu parayı biriktirdiğimiz hiç olmazsa bir ev parası etmiş olur. Daha çok bu da gerek. Bursa, İzmir, İstanbul bu alanda inşaat sektörünün gelişmesine vesile oluyor. Bu bölgede sadece Ortadoğu turistleri almıyor tabi aynı zamanda Ruslar da alıyor, İngilizler de alıyor ve Avrupa ülkeleri de gayrimenkul alıyorlar. Bu hem inşaat sektörünün büyümesine, hem de turizm sektörünün gelişmesine, dolayısıyla ekonomimize büyük katma değer sağlıyor.

 Ortadoğulu ve Arap turistlere göre Bursa nasıl bir yer?

Onlar için Bursa dünyanın en güvenilir şehridir. Özellikle belirtiyorum dünyanın diyorum abartısız söylüyorum. Çünkü halkımız yabancı turistlere karşı çok duyarlı ve misafirperverdir. Eskiden bu kültür bu anlayış yoktu. Bursa halkı yabancıları pek hazmeden bir halk değildi ve kem gözlerle bakardı. Yani yabancı gördüğünde böyle korkuyla, şüpheyle bakar ve onun hazmetmezdi, onu benimsemezdi. Yani hemen onu alıp kabullenmezdi. Yabancılara karşı bir kabulsüzlük durumu vardı. Bugün ise halkımız günümüzdeki zor ekonomik şartların içerisinde kent ekonomisine büyük katma değer sağlayan Ortadoğulu ve Arap turistlerle kardeş kadar yakın oldular.

Kentimize gelen Ortadoğulu ve Arap turistlerimiz Ulucami’ye yönelik düzenlenen bombalı terör patlamasında nasıl bizim kadar üzülüp, yaralılarımızı hastanede ziyaret ediyorlarsa, aynı şekilde 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi bizim gibi sokaklara dökülerek, darbeye karşı durmuşlar, demokrasimize sahip çıkmışlar ve günlerce bizimle beraber Demokrasi Meydanı’nda nöbet tutmuşlardır. Arap diyarlarında bir görüş vardır: “40 gün bir kavimle aynı yerde yaşarsan onlardan olursun” Onlarda bizimle 40 yıldır aynı kentte yaşadıkları için kardeş gibi oldular. Acımızla hüzünleniyor, sevincimizle coşuyorlar.

 

 

 

 

 

Haber Merkezi
02.09.2016

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz

Diğer Haberler